Navigation Menu

ROMA'yı Keşfetmeye Hazır Mısın?

 

İtalya gezimize sular şehri Venedik'ten başlayıp, tarih kokan Roma'da bitiriyoruz. Yani demem o ki; artık İtalya yazılarımın
sonu geliyor. Roma'yı ve Vatikan'ı da gezip hep birlikte veda edeceğiz İtalya'ya.

Kaç yazı oldu bilmiyorum ama umarım sıkılmamışsınızdır ve daha da önemlisi inşallah faydalı olabilmişimdir. En son ne yenir, neler yapılır, hangi cümleleri öğrenmek gerekir..vs diye toplu bir post da eklemeyi düşünüyorum bloğuma:)

İşte size meydanları, 300 den fazla çeşmesi, heykelleri ile meşhur Roma; gezmeye var mısınız ? 

Aslında öyle hemen gezilebilecek bir yer değil burası. Turla gidince en önemli yerlerini gezip ayrılmak durumunda kalıyorsunuz, oysa ki Roma'ya uzun zaman ayırmak gerekiyor, tarihi çok eski, tarihi eserlerin hakkını vererek gezmek, ünlü butiklerinden alışveriş yapmak, sokaklarında kaybolmak için bile en az bir haftayı ayırmalısınız diye düşünüyorum.

Günümüzde kullanılan şehir planları, yollar, hatta kullandığımız takvim bile Roma'dan alınma, hayatımıza yön veren çoğu uygulama gibi.

Burada İnsan hakları beyannamesinin temelleri atılmış öyle ki MÖ 400'lü yıllara ait İnsan haklarının ilk yazılı evrakları bile var.

İlk hukuk sistemi burada kullanılmış, takvim sistemini ortaya çıkaran da yine Roma. 

Modern takvimlerin temeli 8. yüzyılda atılmış. M.Ö. 46 yılında Jül Sezar tarafından kullanıma sokulan Jülyen takvimi, son şekline M.S. 8 civarında, imparator Agustus döneminde kavuşmuş.

Miladi takvimdeki Temmuz (July); Julius Sezar'a adanmış. Ağustos ayı ise; General Agustus'a. Sezardan sonra başa geçen Oktaviyanus ise October ı kapmış.

Otobüs ile Roma'ya giderken anlatıyor bunları rehberimiz, taa ki yemek molası verene kadar. Domuz etsiz ne yiyebiliriz ki di mi?



Öncelikle panoramik tur yapıyoruz. Tüm binalar nakış gibi işlenmiş, çeşmeleri, meydanları özenle yapılmış. Hayran olmamak elde değil.

Paganlıktan sonra Hristiyanlık geldiğinden tüm pagan sembollerinin üzerine Hac eklenip Hristiyanlıkta da kullanılmaya devam edilmiş.

Circo Massimo; bizdeki Formula yarışları gibi, o dönemdeki atlı araba yarışlarının yapıldığı yer. Benhur filmini izleyenler hatırlayacaklardır burayı.


Caracalla Hamamları; Roma’nın ünlü İmparatoru Caracalla’nın hanedanda olduğu dönemde inşa ettirdiği hamam ve termal grubu. 

Doğduğunda verilen Caracallas ismi daha sonra tarihe Sezar Marcus Aurelius Antoninus Augustus olarak geçen imparatorun yaptırdığı bu hamamlar, bugün Roma’ya gelen ziyaretçilerin en önemli uğrak yerlerinin başında geliyor. Binlerce zenginin aynı anda bu hamamlara girebilmesi mümkünmüş zamanında.



Colosseum'a geliyoruz otobüsle. Yolları kapatmışlar o yüzden rehberimiz bizi yanındaki tepeye çıkarıp, resim çekmemizi sağlıyor. Ooooo bizim tur ayaklanıyor bir anda şarapçı tepesinden mi göreceğiz şikayetleri birbiri ardına geliyor.





Yani şunu anlamak istemiyoruz nedense; katıldığımız turun içeriğini ya okumuyoruz ya da az paraya çok iş istiyoruz. Arkadaş ne kadar ekmek o kadar köfte. Panoramik tur dediğin budur yapacak bir şey yok.





Neyse efendim biz dönelim yine şarapçı tepemize, bir anda etrafımızı satıcılar sarıyor. 10 du 5 ti derken 1 er Euro'ya üzerinde Roma yazısı bulunan bu şal-örtü arası şeyleri alıyoruz. Renk renk harikalar ama bizim amacımız kolsuz kıyafet ile almadıkları için yarın Vatikan'a giderken örtünme çabaları :)





Colosseum'un orjinal adı; Flavianus Amfiteatr. Göleti kurutup üzerine inşa etmişler, 4 katı bulunuyor. Zamanında para ile değil sosyal statüye göre oturma düzenleri mevcutmuş.



Yapımında 8.000 köle ve mahkum çalıştırılmış. 4 katın tamamının dışı mermerlerle kaplıymış fakat günümüze kadar hiçbiri kalmamış, genelde sökülüp kilise ve saraylarda kullanılmış. 


Üstteki minik pencerelerden askerler parfüm sıkarlarmış, kan, ceset, hayvan kokularını bastırabilmek için.



Kör dövüşü, aslanlarla dövüş yada hapishaneler boşalsın diye suçlularla gladyatörlerin dövüştürülmesi çok popülermiş. 



Eğer hala izlemediyseniz mutlaka Gladyatör filmini izleyip öyle gezin buraları. 


Rehberimizden ayrılıp, hadi içini de gezelim dediğimizde önündeki sıraya ilişiyor gözümüz. Grup olarak toplanıp sanki başımızda rehber var gibi tüm sırayı geçip en öne geliyoruz. Aklınızda olsun rehberli gruplara öncelik var. 


Bilet almak için görevli ile konuşunca rehber lisansı istiyor bizden :) Uyanık Türklerin hazin sonu bu olsa gerek. Tıpış tıpış çıkıyoruz oradan.

Kapının önünde çeşitli rehberler mevcut fakat gayet pahalı. Dilerseniz grup olup onlardan bir tane tutabilirsiniz.

Bizim grup yine isyanlarda, rehberimize bizi, izin saatlerinde neden gelip içeri sokmadığına kızılarak "Allah onun belasını versin" dendiğini hatırlıyorum. 

Gruptan delikanlı bir arkadaş arayıp ağzına geleni söylüyor. Ben haksız bulduğumdan ve gerginlik sevmediğimden uzaklaşıyorum, bu saatlerce sürecek sırayı bekleme şansımız olmadığından içini gezemeden veda ediyoruz Colosseum'a.



Çevresinde bir sürü resim çekilen insan var, dilerseniz gladyatör abilerle de belli bir ücret karşılığında resim çektirebilirsiniz. Zaten bizim işportacılar gibi etrafınızda gezip, sinek gibi yapışıyorlar.

Aslında Hop on & Hop off otobüslere mi binsek diye çok düşünüp, sonradan 40 derece güneşin altında pek de keyifli olmayacağından vazgeçiyoruz.


Biz de Colosseum'un hemen dibinde bulunan metroya atlayarak Roma'yı kendi kendimize keşfe çıkıyoruz.





Sıradaki yer Roma'nın özgürlük meydanı olarak da bilinen tarihi kalbi; Piazza Venezia. Bu meydanın tam ortasında Vittorio Emanuele Abidesi bulunuyor. 



Beyaz saf mermerlerden yapılmasından dolayı Romalılar buraya düğün pastası diyorlarmış, bakınca bembeyaz bir pastayı andırıyor gerçekten yada ben şu anda çok acıktım :)

Abide aynı zamanda I. Dünya Savaşı sonrasında inşa edilen Meçhul Asker Mezarlığı'nı da barındırmakta.

Bu anıtın tam karşısında aslen Romalı olduğunu öğrendiğimiz Napolyon'un çocukluğunun geçtiği yeşil panjurlu evi görüyoruz....



Mussolini'nin meşhur balkon konuşması yaptığı yerin tam karşısındaymış meğerse...

İspanyol merdivenlerinin önündeyiz, yapılma aşamasında İspanyolların parmağı olduğu için değil sadece İspanyol Büyükelçiliğinin önünde yapıldığı için bu ismi almış. 




Valla nesi abartılıyor anlamadım, beni hayal kırıklığına uğrattı açıkçası. Gençlerin yada turistlerin oturup piyasa yaptığı 138 adet basamaktan oluşan bildiğimiz merdiven.




Merdivenlerin üst kısmında Mısır'dan getirilen bir dikilitaş bulunuyor.

Bu arada arkasındaki Trinita Dei Monti Kilisesi tadilatta olduğundan görüntü de kötü ne yazık ki. Biz de olsa hemen bitirelim turistler kaçmasın diye düşünürüz, rahat adamlar olan İtalyanlar için bu sorun değil. Restorasyonlar senelerce sürüyor, bu halde bile biz gibi milyonlarca turist akın ediyor zaten, kaybedecek neleri var ki :)

Tam karşısında ise lüks mağazaların bulunduğu Condotti Caddesi (Via Condotti) bulunuyor. 

Biraz daha ilerleyince Roma Tatili, Aşk Çeşmesi ve Tatlı Hayat filmleri sayesinde neredeyse gitmiş kadar aşina olduğumuz Aşk Çeşmesi de denilen; Trevi çeşmesini (Fontana di Trevi)  görüyoruz, resimden de tahmin edeceğiniz gibi burası tadilata girmiş durumda. 



İtalyan lüks eşya markası Fendi'nin 2,5 milyon avro kaynakla sponsor olduğu ünlü çeşmenin bakım ve restorasyon çalışmalarının 2016 yılına kadar süreceği söyleniyor, gitmek isteyenler bunu bir değerlendirsinler.




Trevi; evinin arkasına bu çeşmenin yapılmasına izin veren ailenin adı diyen de var, 3 yolun birleşmesi anlamına geldiğini söyleyen de. 

La Dolce Vita (Tatlı Hayat) filminden sonra ise Türklerde Aşk Çeşmesi adı ile anılmaya başlamış. 

Trevi Çeşmesi genel olarak “deniz”i ifade ediyor. Denizkabuğu şeklinde bir at arabası, arabayı çeken denizden çıkan kanatlı atlar ve arabada bulunan mitolojik deniz tanrısıyla çok güzel bir manzara sunuyor bizlere.


Buradaki inanış, arkanızı dönüp, sağ elinizle sol omzunuzun üzerinden(yani kalbinizin üzerinden) havuza para atmak. Hem atan kişi Roma'ya tekrar gelirmiş hem de dileği kabul olurmuş. Bu arada günlük hasılat da yaklaşık 3,000 Euro civarı :)

Hemen kötü düşünmeyelim, toplanan paralar fakir Romalı halka dağıtılıyormuş, ne kadar doğru bilemem tabii. Türkiye'de olsa şüphelenirdim ama burası hakkında bir şey söylemek yanlış olur.

Tadilattan önceki halini de koyayım da gözünüz gönlünüz açılsın :) (internetten alıntıdır)





Gayet gösterişli ve büyük bir çeşme, genişliği 20, yüksekliği ise 26 metre. 



Tadilat nedeni ile hayalkırıklığına uğramış olsak da keyfimizi hiçbir şey kaçıramaz deyip, Floransalı rehberimizin "dondurma burada yenir" dediği ara sokaktaki bir dondurmacıda alıyoruz soluğu, enfes hele ki bu sıcakta...




Sokak kenarlarında ilginç dükkanlar bulunuyor ve tabii ki her vitrinde kocaman burunlu Pinokyolar.







İmalatının yapıldığı bir dükkanı geziyoruz çok keyifli. Nedense hiç pinokyo almamışım, o an hamile olduğumu bilsem hiç kaçırır mıydım ben :(


Minik limonçellolar alıyoruz arkadaşlarımıza hatıra olarak. Aynalara ise bayılıyorum.

Karnımız zil çalıyor, hemen meydandaki Leonardo Cafe tavsiye edildiğinden koşa koşa gidiyoruz. 



Ortam ve atmosfer çok güzel sürekli pizza-makarna yemekten kuruyan midemiz için önden sebze çorbası içiyoruz.




Ardından yine makarna...

İspanyol merdivenlerinin karşısında bulunan Via Della Croce isimli sokakta Pastaficio isimli makarnacıların mabedi bulunuyor. Biz karnımız tokken, sadece gezmek için gittik ama burada yemediğimize de bin pişman olarak ayrıldık. 



Baktığınızda pek de bir şeye benzemeyen dükkandaki makarnacı abimiz 1918 yılından beri Romalılara makarna yapıyor. 




Orada bulunan çeşitlerden makarnanızı seçiyorsunuz ve elinize alıp kenarda köşede bir yerde yiyorsunuz. Keyifli gözüktü bana. Fakat saate dikkat etmek lazım, önünde kuyruk oluyor ve makarna bitince yenisi pişmiyor.

En işlek, mağazaların cirit attığı, bizdeki İstiklal Caddesi burada; Corso Caddesi (Via Del Corso); Venezia Meydanı (Piazza Del Venezia) ile Popolo Meydanı (Piazza Del Popolo) arasında kalıyor. Buradaki mağazalarda bol bol vakit geçirebilirsiniz. Fiyatlar uygun değil, zaten Roma genel olarak pahalı bir şehir.


Anladığınız gibi Piazza; meydan demek, ve rehberin söylediğine göre bizdeki piyasa yapmak buradan geliyormuş. E burada herkes meydanda sosyalleştiğinden normaldir.

Haritadan gezilebilecek yerleri rahat rahat görebilirsiniz.



Metro bizim elimiz ayağımız oluyor, önemli her durakta duruyor. Biz Roma'yı baştan sona metro ile gezdik desem yalan olmaz. Her durakta inip etrafını gezip yeniden bindik. Ayaklarımın altından alevler çıkana kadar bu böyle sürdü.






Şimdi İtalya'da şöyle bir durum var; oturamıyorsun :) 

Çünkü Türkiye'de ki gibi hadi şu cafeye gidip bi çay içeyim az dinlenirim misafirperverliği yok ne yazık ki. Ülkemizde çok yoruldum desem beleşe oturturlar üstüne de su ikram ederler, canım memleketim benim.

Roma'nın ünlü Caffe Greco'sunda oturalım dedik mesela, İspanyol Merdivenlerinin hemen karşısındaki sokakta kendileri.




250 yıldır ayakta kalmasının kanıtı gibi içi buram buram tarih kokuyor ve çok da güzel dekore edilmiş. Rehberimiz tiramisuyu kesinlikle burada yemeniz lazım dediyse de bizim içimiz yandığından Granita içmeye karar verdik.

Bu arada tiramisu demişken hem Caffe Greco hem de Via Delle Croce'deki Pastane Pompi kesin tavsiyedir haberiniz olsun.

Neyse efendim menüyü alıp bakınca bizim 1 Euroluk Granitanın 15 Euro olduğunu görüyoruz, rehberimiz ayakta için diye tavsiye verdiğinden bir deneyelim diye masadan kalkıp girişteki barda oturup Granita ısmarlıyoruz. Fiyatı mı; 5 Euro! 3 te biri fiyat yani, komik değil mi :)


O yüzden efendim fazladan 3 katı vermeyeyim diyorsanız İtalya'da girişteki bar kısmında ayakta takılmak en mantıklısıymış bunu öğrendik.


Tabii hadi kazıklamasınlar derken bu defa da popon oturak yüzü görmüyor, en son Aşk Çeşmesi civarında bir kilisenin merdivenlerine atıveriyorum kendimi. Şimdi İtalya'da neden herkesin kiliselerde, caddelerde bu kadar çok oturduğunu daha iyi anlıyorum.


Sevgilim 15 dakika sonra vızıldamaya başlıyor, "hadi ama gezmeye geldik, zaman kaybetmeyelim, bıdı bıdıııı"  Yorgunluktan bayılma aşamasına gelmiş bir bayan olarak; tarihe geçecek şu sözleri söylüyorum;

"İstersen git bir saat İtalyan kızlarına bak ama beni burada rahat bırak, ben kalkmam"

Normalde gezelim diye tutturan sevgilisini tanıyamıyor sanırım, yüzüme garip bir bakış attıktan sonra "e ben sana su alıp geleyim" diyerek 1 saat firar ediyor. Oğlum almış karısından çapkınlık iznini kaçırır mı hiç?

1 saat sonrada elinde "3 Euroya, gez gez zor bulabildim" dediği ufak bir şişe su ile geliyor, yemezler paşam ...

Sevgilim şimdi "O cümleyi söylediğinde anlamalıydım hamile olduğunu" diyor. Bir daha hamile olup, 40 derece sıcakta sabahtan akşama kadar gezmeden söyleyemem sanırım, git kızlara bak diye :)

Valla iyi bile dayanmışım düşününce.

O fink atarken ben kimseye aldırmadan, ayaklarımı uzatıp gözlerimi kapatarak dinleniyorum. Tanrı'ya sığındım ne yapayım artık.

Oğlum daha nokta kadarken İtalyaları gezdi, hatta o kadar düşünceli ki, babasının "aşkım alışveriş yap, bi ayakkabı bari al" diye gösterdiği 500 Euroluk ayakkabıları bile aldırmadı annesine, tutumlu olacak belli  :) 

Dinlenme saati bitince yine atlıyoruz metro'ya, işte size indi-bindi metro gezimizden birkaç kare;








Biz Pantheon Tapınağına gitmemişiz, turdakilerden öğrendiğim kadarı ile oldukça büyüleyiciymiş, sizin aklınızda bulunsun derim ben. 



Panteon; Yunancada tüm tanrıların tapınağı anlamına geliyor, Antik Romanın tüm tanrıları için yapılmış. Roma yapıları içinde en iyi korunmuş olanı ve muhtemelen de dünyada döneminin en iyi korunmuş binası. İlk başta içerisinde pagan tanrı heykelleri varken, kilise tarafından bu heykeller yok edilmiş ve bir katolik kilisesi haline getirilmiş.


Özellikle tavanında bulunan, gökyüzünün görüldüğü boşluk, Mimar Sinan'ı çok etkilemiş ve kendi eserinde çatıya pencere yerleştirerek bunu yapan ilk mimar olmuş.


Popolo Meydanındaki meşhur Rosati Cafede oturuyoruz, bahçesinde oturduğunda, meydanı ve kalabalığı seyretmek için birebir. 



 

Hesap; Cappucino, Latte + servis ücreti (2,30 Euro) = 15,80 Euro tutuyor.




Meydanda gösteri yapan bir sürü insan var. Bu balonlu gösteri hayli ilgimizi çekiyor.



Cafede 20 Euro'nun altında kredi kartı geçmiyor-muş. Hesabı öderken kartımızı geri verince anlıyoruz :) 

Popolo Meydanının ortasında kentin en büyük dikilitaşı var, İÖ.13 yy. II. Ramses dönemine ait. Augustus tarafından Roma'ya getirtilip Circus Maximus'a diktirilmiş ancak 1589 da Papa V.Sixtus tarafından bu meydana taşıtılmış.





Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim, Roma'ya gidip de Navona Meydanını gezmeden dönmeyin, tarihte at üzerinde mızraklı dövüşlerin yapıldığı bu meydanın ortasında dört farklı kıtada bulunan 4 nehri (Amerika’daki Rio de la Plata , Avrupa’da Tuna nehri, Asya’da Ganj ve Afrika’da Nil nehri) simgeleyen Bernini eseri "4 Nehir Çeşmesi" (Fontana dei Quattro Fiumi) yer alıyor.



Dan Brown'un "Melekler ve Şeytanlar" filminde izlediğimiz, haşhaşin'in kardinali suda boğmaya çalıştığı sahne işte burada çekilmiş.

Karnımız bu kadar koşuşturmaya yetişemediğinden ve Leonardo Caffe de yeterince doymadığımızdan atıştırmalık bir şeyler bulmaya çabalıyoruz. 

Venezia Medanının orada ilginç tabelalar var, mesela bir restoran tabelası görüyoruz, tabelanın üzerinde 5 dakika var diye okuyunca, yakınmışız, hadi yiyelim diyoruz, fakat 15 dakika yürümemize rağmen restoran bir türlü gözükmüyor. 

Hey akıllı adam o 5 dakika neye göre, uçakla gidersen mi yoksa ....

15 dakika sonra tüm umudumuzu kaybedip, "aman boşver zaten benim canım Mc Donalds çekiyordu" diyorum.

O kadar yolu geri dönüp başlıyoruz aramaya, düşünün Venezia meydanından Popolo Meydanına (Halk Meydanına) doğru dilimiz dışarı çıkana kadar yürüyoruz, sevgilim ara sokakta "bak bulduk McDonalds'ı " deyince bir anda canımın orada yemek istemediğini farkediyorum. 

Valla şımarıklık değil, hepsi varlığından habersiz olduğumuz oğlumun suçu sanıyorum, yoksa kim ister aç aç yürümek.

Sevgilim suratıma garip garip bakıyor, "aşkım bir saattir bunu arıyoruz, canım istiyor demedin mi ?"

"Yok valla inan ki canım çekmedi, bence Popolo'ya gidelim oradaki cafelerde bir şeyler buluruz diyorum. Peygamber sabrı var benim sevdiceğim de, oflasa da poflasa da tamam diyor :)

Bugün kahve içmek için oturduğumuz Rosati cafeye gidiyoruz, ne yazık ki kurabiye dışında bir şey yok, sevgilimin suratına bakıyorum kulaklarına kadar kızarmış :) 

Acil bir yer bulmalıyım, şansımı çok zorladım diye düşünürken hemen karşısındaki ... cafeye ilişiyor gözüm.

Mozzarella peynirli tost tam da aradığım şey ama bir sorun var 1 tanecik kalmış ve vitrinde olanlar haricinde başka da yapmıyorlar. Allam ya ne olacak bir tane daha hazırlasan ölür müsün. Neyse sevgili poposunu kaldırmak niyetinde değil, "ne varsa yerim ben" diyor.

Sonuç gayet de lezzetli :) Zaten karnı doyunca kulakları da eski rengine dönüveriyor hemen :)

Caddeleri, aşk çeşmesini bir de gece dolaşıyoruz, ışıkların altında bir başka güzel, hem hava da serinledi :)





Otele dönüp nasıl uyuduk, sabah nasıl oldu hiçbir fikrim yok.

Bir sonraki yazıda Vatikan'dayız, bunun yanında Romadaki en güzel Türk usulü yemek ve eğlence nerede öğrenmek istiyorsanız kaçırmayın derim.


Sevgiler...


İlginizi çekebilecek diğer yazılar;

  1. AKHİSAR DAN EMİRALEM E...
  2. AKÇAY GEZİSİ
  3. ALİAĞA - İZMİR
  4. AYVALIK TA 2 BLOGGER
  5. AYVALIK-CUNDA (CENNET)
  6. AĞVA GEZİSİ...
  7. BALKONUMUZDAN BALIKLAR
  8. BAŞTAN SONA MALDİVLER
  9. BEYRUT GEZİSİ
  10. BODRUM BODRUM...
  11. BOZCAADA GEZİSİ
  12. Bodrum-Bitez-Turgutreis-Gümüşlük
  13. BÜYÜKADA ; BEN GELDİM...
  14. BİRGİ / ÖDEMİŞ
  15. CAVİT İN YERİ / GÜZELBAHÇE
  16. CUMARTESİ KEYFİ / AMRİTA SPA
  17. DALYAN VE İZTUZU PLAJI
  18. DENİZ UÇAĞINDAN MALDİVLER
  19. DEĞİRMEN (TİRE)
  20. DOĞU YA DOĞRU - 1
  21. DOĞU YA DOĞRU - 2
  22. DOĞU YA DOĞRU - 3
  23. Dağmaran Kahvaltı Evi
  24. Denize girmek için en güzel plajlar
  25. EFES ANTİK KENTİ (SELÇUK)
  26. EN GÜZEL PİKNİK ALANLARI
  27. ESKİ DATÇA VE SELİMİYE
  28. ESKİ FOÇA - İZMİR
  29. ESKİ FOÇA ŞENLİĞİ
  30. ESKİŞEHİR BALMUMU MÜZESİ
  31. Egenin akciğeri; URLA
  32. Emirgan Korusu, Laleler ve Köşkler..
  33. Eskişehir Gezi Rehberi / 2.Bölüm
  34. Eskişehir Gezi Rehberi/1.Bölüm
  35. Evlilik Teklifi, Kız Kulesi, Ağva
  36. FASULİ - İSTANBUL
  37. Fethiye'de Neler Yapılır - 1.Bölüm
  38. Fethiye'de neler yapılır - 2.Bölüm
  39. GAZİANTEP GEZİ REHBERİ
  40. GAZİANTEP GEZİSİ - 1
  41. GAZİANTEP GEZİSİ - 2
  42. GAZİANTEP GEZİSİ - 3
  43. GAZİANTEP GEZİSİ - SON :(
  44. GAZİANTEP TEN NELER ALDIM
  45. GEYİKLİ BOZCAADA ÇANAKKALE
  46. GEZİMANYA SÖYLEŞİM... - Yeni !!
  47. GÖBEKLİTEPE - BALIKLI GÖL
  48. Günübirlik Gezilecek Yerler / 1.Bölüm
  49. Günübirlik Gezilecek Yerler / 2.Bölüm
  50. Güzeller güzeli; Mordoğan-Karaburun
  51. HAVA ALANINDAN...
  52. Haydi tatile; KUMBURGAZ 'a
  53. Hediyelik Eşya Günleri
  54. ITHAA / SU ALTI RESTORAN
  55. KAHVALTI MEKANLARI - PART 1
  56. KAHVALTI MEKANLARI - PART 2
  57. KAHVALTI MEKANLARI - PART 3
  58. KAHVALTI MEKANLARI - PART 4
  59. KAPUTAŞ PLAJI VE KAŞ
  60. KARAGÖL GEZİSİ
  61. KISA BİR YUNUS ŞOV...
  62. KIZ KULESİ HAKKINDA...
  63. Kirazlı Köyü / Hafta Sonu Kaçamağı - Yeni !!
  64. Kozak ve Çam Fıstıkları
  65. MALDİVLER / MANTA BALIĞI
  66. MALDİVLER BALAYI / 1.Bölüm
  67. MALDİVLER BALAYI / 2.Bölüm
  68. MALDİVLER BALAYI / 3.BÖLÜM
  69. MALDİVLER DE YÜZMEK...
  70. MANTA BALIĞI (MALDİVLER)
  71. MASAJ / JAKUZİ (Maldivler)
  72. MERCANLARDA ŞNORKELLING
  73. Müthiş Bir Evlilik Yıldönümü !
  74. MİDİLLİ GEZİSİ - 1.BÖLÜM
  75. MİDİLLİ GEZİSİ - 2.BÖLÜM
  76. MİDİLLİ GEZİSİ - 3.BÖLÜM
  77. MİDİLLİ GEZİSİ - 4.BÖLÜM
  78. MİNİATÜRK / İSTANBUL
  79. NAZAR KÖY 'E YOLCULUK
  80. OYUN VE OYUNCAK MÜZESİ
  81. PALAMUT BÜKÜ / DATÇA
  82. PRAG GEZİSİ (Metin Yılmaz)
  83. PRAG GEZİSİ II (KARLOVY VARY)
  84. Pamuklar içinde PAMUKKALE
  85. SAKLIKENT KANYONU
  86. SALVADOR DALİ SERGİSİ
  87. SEVGİLİM VE DEV BALIKLAR
  88. SIĞACIK/SEFERİHİSAR (cittaslow)
  89. Sevgilimin Doğum Günü / 2014
  90. Suların yuttuğu; HALFETİ
  91. Sutüven Şelalesi / Hasanboğuldu
  92. TANDIR ZEVKİ (GİZLİ BAHÇE)
  93. TESTİ GARDEN RESTORAN
  94. Taşlaşmış Şehrin laneti; POMPEI - Yeni !!
  95. Teos Park-Sığacık/Seferihisar
  96. Türkiye'nin ilk otomobili;Devrim
  97. TİRE - KAPLAN
  98. Urla'yı 7 geçe; ÖZBEK KÖYÜ
  99. WAFFLE - TURUNÇ
  100. YEMYEŞİL MALDİVLER...
  101. Yalıkavak-Türkbükü-Yel Değirmeni
  102. Yunanistan Vizesi Hakkında Herşey
  103. YÖRÜK MÜZESİ / FETHİYE
  104. ZEUGMA (BELKIS) KÖYÜ
  105. ÇAMLIK LOKOMOTİF MÜZESİ
  106. ÇANDARLI / DİKİLİ-İZMİR
  107. ÇEŞME DE 2 BLOGGER...
  108. Çanakkale'nin meşhur; Peynir Helvası
  109. ÖZGÜRLÜK ANITI VE OSMANLI
  110. ÖZLEM'İN DOĞUM GÜNÜ / 2014
  111. Özel Araç ile Yurtdışına Çıkış
  112. İSKENDERİN MABEDİ; Mavi Dükkan
  113. İTALYA GEZİSİ - SİENA / Palio Yarışları
  114. İTALYA GEZİSİ / CENOVA
  115. İTALYA GEZİSİ / FLORANSA
  116. İTALYA GEZİSİ / MİLANO
  117. İTALYA GEZİSİ / PİSA KULESİ
  118. İTALYA GEZİSİ / San Gimignano - Orvieto
  119. İTALYA GEZİSİ / VENEDİK
  120. İZMİR E GELDİM DEMEK İÇİN...
  121. İZMİR ENTERNASYONAL FUARI
  122. İZMİR İÇİN LEZZET DURAKLARI
  123. İtalya'nın serseri çocuğu; Napoli - Yeni !!
  124. İÇMELER / MARMARİS
  125. ŞIK RESTORANLAR
  126. ŞİRİNCE

8 yorum:

  1. Ellerinize ve ayaklarınıza sağlık. Hem çok bilgilendirici hemde zevkli bir yazı olmuş..
    Sevgiyle kalın

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim, keyif almanıza çok sevindim.
      Sevgiler...

      Sil
  2. Canım yine keyifli bir yazı olmuş.. Gezinin sonuna da gelmişsin kötü oldu bu ya okumaya alışmıştım hemde sürekli seninle birlikte de geziyordum :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. :) Saol canım benim. Evet İtalya gezisini bitireceğiz yakında ama gezmek bitmez. artık başka yerlerde seyahat edersin benimle olmaz mı :)

      Sil
    2. Tabii ki de olur canım dört gözle bekliyorum :)

      Sil
  3. Merhabalar Özlem Hanım bizde bu yaz Allah kısmet ederse İtalyaya turla gideceğiz eşimle.İnternette yorumlara bakarken tesadüfen sizin bloğunuza rastladım.Çok hoşuma gitti.İtalya ile ilgili hergün bir yazınızı okuyup nelere dikkat etmemiz gerektiği hakkında fikir alıyorum.Ayrıca şu da bir gerçek bayan olduğumuz için bayanların bakış açısı ile yabancı bir ülke ile ilgili yorumlarınızı okumak benim için önemli.Çünkü hem cinslerimiz ister istemez aynı şeylere dikkat ediyoruz erkekler için önemli olmayan ayrıntılar biz kadınlar için çok önemli olabiliyor.Dolayısıyla şehirlerle ilgili yapmış olduğunuz tüm yorumlar ve tavsiyeler için teşekkürler...Kafama bişeyler takılırsa yine yazarım size.Emeğinize sağlık.Birazdan instagram adresinizden sizi takip edeceğim:)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Guzel yorumunuza bayildim. Tek tek yaz, binlerce fotograftan sec yukle, bir yazi icin gunlerini harca. Bittikten sonra boyle guzel bir yorum okuyunca evet diyorsun dogru birsey yapiyorum. Bu cumleyi bana sabahin 5 inde yeniden soylettiginiz icin tesekkur ederim. Sevgiler

      Sil
    2. Guzel yorumunuza bayildim. Tek tek yaz, binlerce fotograftan sec yukle, bir yazi icin gunlerini harca. Bittikten sonra boyle guzel bir yorum okuyunca evet diyorsun dogru birsey yapiyorum. Bu cumleyi bana sabahin 5 inde yeniden soylettiginiz icin tesekkur ederim. Sevgiler

      Sil

Pekiii sen bu konu ile ilgili ne düşünüyorsun? Yorumunu yaz ben Özlem e iletirim... :))

INSTAGRAM @yollardahayatvar