Navigation Menu

MİDİLLİ'DE YAZ - 2.Bölüm


Güzel bir gece uykusunun ardından Armi keyifle uyanıyor, maşallah. Hepimizin karnı kurt gibi aç,
dün Plomari de öğlen yediğimiz yemekten sonra akşam yemeği yemek mümkün olmadığından dolayı sanırım.


Ohh valla Armik Bey hayat sana güzel, keyfe bak... Yan yatarak uyuyabildiğinden yanındaki havlu en büyük destekçimiz. 

Allahtan Theofilos otelin kahvaltısı keyifli, Giyinip aşağı iniyoruz, ooo peynirler, hurmalar, portakal suları, badem,ceviz, meyveeeee.... İtalya'da yaptığımız kahvaltılar geliyor aklıma, neydi o öyle kuruvasan, konserve şeftali, dandirik peynir :( Yunanistan ile damak tatlarımız birbirine çok yakın şükürler olsun.


Tam kahvaltının ortasındayız Armi'den buram buram bebek kokusu! yükseliyor, sevgili hemen odaya çıkarıp yıkama yağlama yapıyor minik kuşa. Hıhhh devam edebiliriz...


Aklıma gelmişken, kiraladığımız aracın emniyet kemerleri çalışmıyordu, Armiyi bağlayamayacağımız için şirkete gidip bildirdik, hepsini ayarladılar. Alırken mutlaka kontrol edin derim, yollar virajlı ve kazalarda ölenler için yol kenarlarındaki minik şapellerin çokluğu durumun ne kadar ciddi olduğunu hatırlatıyor zaten size.

Otelin ödemesini yapıp, eşyaları toplayıp ayrılıyoruz, son gün yine bu otelde konaklayacağız ama onun öncesinde gezerek Molyvos'a gideceğiz.


Denize nerede girsek diye düşünürken Skala Kalloni geliyor aklımıza, geçen sene gittiğimizde kuşları izlemeye gelenlerle doluydu her yer.

Neden derseniz burası adanın kuş cenneti. Özellikle bahar aylarında göçmen kuşları izlemeye gelen, gözlemcilerin sayısı çok fazla oluyor, boyunlarında dürbünler, ellerinde kitapçıklarla birlikte.


Skala Kalloni, adanın orta noktası, uzun kumsalı ile tam da yazlık bir mekan. Buranın başka bir özelliği de sardalyası. İçerdiği mineraller bakımından dünyanın en sağlıklı sardalyası olarak kabul ediliyor. Özellikle Ağustos ayının ilk haftasında gittiyseniz "Sardalya Festivaline" mutlaka katılmanızı öneririm. Gerçekten muhteşem lezzetli bir balık.

Armi arabada uyukluyor, biz de sohbet ediyoruz sevgili ile, bir yandan da süt yapıcı Maltana'mı yudumluyorum. Eee tatildeyiz diye anneliğe ara verilmiyor ne de olsa.


Araba ağaç altına bırakılıyor, şezlonglara havlular seriliyor, hadi yüzmeye dediğimiz anda, denizden çıkan yaşlıca bir teyzem yunanca bacağını gösterip eliyle bir takım garip hareketler yapıyor.

Artık birşey ısırıyor mu dedi, denizanası mı dedi, yosun mu dedi anlamadık bir türlü, Armi'yi gösterdi sanırım tehlikeli bir durum var.

Tamam işte pimpirikli sevgili o dakikadan sonra Armi'yi sokar mı denize. Hatta biz bile giremedik, Ne ısırdı diye düşünürken, garson ablanın biri ne içersiniz diye sordu. Milkshakelerimizi yudumlayalım en iyisi biz.


Bu arada ablam suyu kuma düşürdü şişenin her yeri kum oldu, leke leke olmuş mika bir bardak getirdi suyu içelim diye ve milkshake de kötüydü, söylemeden geçemeyeceğim.

Bu arada şebeklik yapıyoruz, neymiş efendim ellerimizle kalp şekli oluşturup Armi'yi de içinde gösterecekmişiz, valla gördüğünüz şu komik şekli yapabilmek için bile yarım saat uğraştık, daha iyisini yapmaya kalksak sanırım tüm gün orada kalmamız gerekecekti :)


O an rüzgar çıktı ve gitgide hızlanmaya başladı, Arminin özellikle mikrop kapabilir diye gözünü ve yüzünü örtmeye çabaladım. İnsan başına kötü bir şey gelince ilk olarak çocuğunu düşünüyormuş bunu anlamış oldum. Rüzgar gitgide şiddetlenmeye başladı, öyle ki kıyafetler kayboldu yandaki cafenin çatısı uçtu, milkshakeler çantalarımızın üzerine döküldü.

En son gördüğüm kumların havaya kalkıp hortum oluşturduğu oldu, aman yarabbim hiç böyle birşey hem de bu kadar yakınımda görmemiştim.

Sevgilime hadi gidelim diyorum, dur otur diyor. Yahu ne oturcam dibimde hortum oluşmuş, tek düşüncem kaçmak.

Neyse ki çok uzun sürmüyor ve hortum kayboluyor. Gerçekten doğa felaketleri çok korkutucu, insanın eli ayağı boşalıyor ve ne yapacağını bilemiyor. Normal bir güç değil çünkü karşınızdaki.


Yok yok bu resmi temsili koydum, bizimkinin büyük büyük dedesi olur ancak bu, hem bunu görsem sevgiliyi dinleyip oturur muydum hiç :) 

Uzaklarda bir kadının elinde Armi'nin şapkasını, kumların arasında tshirtünü buluyorum. Yerim denizi hadi gidelim buradan deyip kalkıyoruz.

Molyvos'a doğru yola koyuluyoruz, öncelikle karnımız zil zurna aç onu aradan çıkarmamız gerekiyor, Petra'da mavi renkli bu mekan çok ilgimizi çekiyor; Thalassa Sea Restoran.


Valla iyi ki de öyle olmuş sürekli gelip burada yiyoruz çünkü ilerleyen günlerde de.

Herşeyi boşverin de o nasıl bir kalamar kızartması arkadaş, tek kelimeyle enfesss. Önden sebze çorbası sipariş ediyoruz, çok leziz Armi bile bayılıyor.


Kalamar kızartması ve sardalya, yanına da Greek salata söylüyoruz. Sardalya, Plomari de daha lezzetli pişirilmişti bence ama kalamarın ustası burası. Yanlarında salata geldiği için Greek salata fazla geldi aklınızda olsun.


Adada kalamarlar hep bütün olarak geliyor, Türkiye'deki gibi dilim dilim değil. Buradan ne anlıyoruz hiç biri dondurulmuş değil, zaten eğer ki bacakları ile birlikte geliyorsa gözünüz kapalı yiyebilirsiniz. Hatta mutlaka yiyin :)


Buradaki masa örtülerinde tüm adada olduğu gibi harita var. Sevgili ile nereleri gezdik, hadi parmak basalım oyunu oynuyoruz, parmaklar birbirine karışıyor bir süre sonra :) Armi de bizi izleyip "hoop küçük olan benim, size noluyor" falan diyordur sanırım kendi kendine ...


Restoranın önü kumsal ve deniz, burada yemeğinizi yedikten sonra şezlonglarda keyif yapabilirsiniz, fakat çocuklu ailelerin öncelikle biraz dinlenmesi gerekiyor.


Petra'da çok keyifli bir kilise var; Meryem Ana Kilisesi. Merdiven çıkmayı seviyorsanız özellikle tam da size göre, biz geçen sene gezdik o yüzden bir daha görmeye gerek duymuyoruz ama merak ederseniz, ilgili yazım burada!


Araba ile gezerken video çekiyorum, gitmek isteyenlere fikir olsun diye, işte Petra...


Şirin şirin trenler göreceksiniz, Village Train. Molivos-Petra-Anaxos arası devamlı dolaşıyor, dilerseniz bol deniz manzarası eşliğinde, araba kullanmadan da gezebilirsiniz. Geç saatlere kadar çalışıyor ve indi-bindi yapmadan tek turun fiyatı: 2,5 Euro. Hatta ve hatta içinde Türkçe anons sistemi bile mevcut daha ne diyeyim :)



Sevgili Derya'nın Molyvos'ta bizim için ayırttığı apart/studio tarzı otelimize yerleşmeye gidiyoruz.

Kalacağımız yer, Molyvos'un içine 5-6 dakikalık yürüme mesafesinde; Nadia Apartments. Yemyeşil ve büyük bir bahçenin içinde, ayrı ayrı evler olarak yapılmış. Girince büyüleniyorum, ağaçları izlemeye bayılan Armi için harika oldu.



Etraf tavuklar, hatta tavuskuşları (ki bununla ilgili sinir bozucu bir hikayem var onu sonra anlatırım) dolu, evlerin içleri gayet temiz, bakımlı  ve her ihtiyaca cevap verebilecek şekilde döşenmiş, ekmek kızartma makinası bile var :)



Şunu da söylemeden geçemeyeceğim buradaki çoğu tesis internetteki rezervasyon sitelerine oda vermek istemiyor çünkü yüklü miktarda komisyon alıyorlarmış. Bunun yerine ya Lesvorama adlı yerel siteden yada mümkünse telefonla yerinizi ayırtmak hem daha uyguna gelecek hem de kolay yer bulabileceksiniz.

Buraya yeniden gelirsek kalacağımız yer belli artık.

Bebek yatağı istemiştik fakat bir de ne görelim, yatak bozuk, kenarları düz durmuyor, çökmüş resmen. Nadia anlatıp duruyor ne yaptıysa düzeltememiş, biz de el atıyoruz ne mümkün, neyse diyoruz böyle yatacak artık yapacak birşey yok.

Biraz dinlendikten sonra Petra dan yaklaşık 3 Km uzaklıkta bulunan Anaxos'ta alıyoruz soluğu, oraya ulaşana kadar manzara süper.


1 Km lik güzel kumsalı, tepedeki değirmeni ile gerçekten keyifli bir yer, burası aslında dağlık bir köy olan Skutaros'un limanı. Bu köydeki geleneksel evler de görülmeye değer.

Sahilde yine cafeler, restoranlar mevcut fakat hiçbiri bize Petradaki Thalassa restoran kadar cazip gelmiyor.


Denize girelim derken o kocaman dalgalarla karşılaşıyoruz, biz de ne yapalım ıslak kumlarda, dalgalar eşliğinde yürürüz o zaman :)


Denize girip yediklerimizi eritemediğimizden dolayı en iyisi Derya'nın bize; mutlaka gidin dediği süper manzaralı, buranın en meşhur pastanesi olan Tsalikis'e uğramak.



Tsalikis, dondurmasıyla meşhur. Petra'dan Molyvos'a giderken sağda yer alıyor hemen yanında ise eğlence mekanı oxy var. Birçok tatlı bayan ve erkeği buranın servisine binerken gördüm benden söylemesi.

Neyse efendim konuyu çarpıtmadan Tsalikis'ten devam edelim. Buranın bir şubesi de Petra'da bulunuyor, çarşısının orada hemen sahilde mutlaka göreceksinizdir. Biz Badem ezmesi ve Kavala kurabiyelerimizi Petra'dakinden aldık.


Çeşit çeşit dondurmalarda ingilizce isim göremedik, yunancadan da pek anlamadığımıza göre garsondan yardım alalım dedik o da çat pat bize anlattı, haa bu kadar dinledik peki sevgili ne aldı klasik, kaymak :) E be adam madem alışkanlıklarından vazgeçmeyeceksin ne diye yordun adamı, telef oldu sana tek tek sayacak diye.


Tamam Yunanistandayız fakat sunumdaki bu bayrak niyeyse garip geliyor bize, tabii ki mantıklı bir açıklaması yok bu düşüncenin, Türk bayrağı koyacak değildi ya. Ki koysa çok da tatlı olurdu o ayrı :)


Mekanın tabelasının ve dondurma isimlerinin Yunanca olması ve bu bayrağı düşününce, sanırım sahibi koyu bir milliyetçi kanısına varmak pek de zor olmuyor. Çünkü adada Türklere özel menü saysı çok fazla, yer isimleri de hiç olmazsa İngilizce.

Manzara müthiş, ortam güzel, çocuk parkı var ve deniz ayaklarınızın altında fakat dondurmaları bence normal, çok çok farklı gelmedi tadı yediklerimin. Belki de garsonun sevdiği İtalyan şaraplı olan denenmeliydi onu bilemeyeceğim.

Armi için aynı şeyi söyleyemiyorum elbette, o dondurma için çıldıranlardan, hatta yedikten sonra ağzını babasına silenlerden :)


Güneşi burada batırıyoruz iyi ki de öyle yapmışız, of ki ne offf...


Molyvos'ta turluyoruz kesinlikle bebek arabasına göre değil yer döşemeleri. O kadar aralık döşenmiş ki sürekli takılıyoruz. Bu böyle olmayacak deyip sevgili boba'ya yerleştiriyor ve bebek arabasını da bana kakalıyor. 

Dik bir yokuşu tırmanıp çıkılan Molyvos'un üst kısmına gideceğiz hesapta, fakat ben bir o yokuşa bakıyorum bir arabaya, yok valla mümkün değil, çıkarken o araba üzerime çıkar benim, yarın gezeriz deyip kaçıyorum :)

Kalede bu akşam klasik müzik konseri var, Derya keyifli oluyor demişti fakat o kadar yorulduk ki müzik bana ninni olarak gelir, hazır Armi'de mışıl mışıl uyurken onu yatağına yatırmak en doğrusu sanırım.

Bozuk yatağa koyuyorum kolları yanlarına değiyor hışır hışır ses çıkarıp duruyor ve hatta uykusu bölünüyor ama napalım el mahkum. Kalkınca ilk iş bu yatağı bozup tekrar yapacağım.

Keşke her otelde böyle iki oda olsa, diğerlerinde aman Armi uyanmasın diye nefes almaya korkuyoruz, wc yi neredeyse ışığını yakmadan kullanacağız o derece.

Kuzum da bol güneş, deniz havası derken, sabaha kadar mışıl mışıl uyuyor. Yarın yeni bir gün, denize karşı keyifli bir kahvaltı yapacağız....

Bugün de bitiyor, beynimizdeki hatıralar klasörüne eşsiz kareler ekleyerek, çok mutluyum, aşık olduğum adam ve günden güne büyüyen canım oğlum yanımda. Zaman insana ne sürprizler hazırlıyor hiçbirimiz bilmiyoruz, neleri özleyeceğiz nelere keşke diyeceğiz ya da iyi ki ler mi fazla olacak...

Umarım hepimiz için, gelecek günler eskileri aratmasın, gözümüzden akan her damla yaş sadece mutluluktan olsun.

Seyahatle kalın...


İlginizi çekebilecek diğer yazılar;
  1. YEMYEŞİL MALDİVLER...
  2. Yalıkavak-Türkbükü-Yel Değirmeni
  3. Yunanistan Vizesi Hakkında Herşey
  4. YÖRÜK MÜZESİ / FETHİYE
  5. ZEUGMA (BELKIS) KÖYÜ
  6. ÇAMLIK LOKOMOTİF MÜZESİ
  7. ÇANDARLI / DİKİLİ-İZMİR
  8. ÇEŞME DE 2 BLOGGER...
  9. Çanakkale'nin meşhur; Peynir Helvası
  10. ÖZGÜRLÜK ANITI VE OSMANLI
  11. ÖZLEM'İN DOĞUM GÜNÜ / 2014
  12. Özel Araç ile Yurtdışına Çıkış
  13. İSKENDERİN MABEDİ; Mavi Dükkan
  14. İTALYA GEZİSİ - SİENA / Palio Yarışları
  15. İTALYA GEZİSİ / CENOVA
  16. İTALYA GEZİSİ / FLORANSA
  17. İTALYA GEZİSİ / MİLANO
  18. İTALYA GEZİSİ / PİSA KULESİ
  19. İTALYA GEZİSİ / San Gimignano - Orvieto
  20. İTALYA GEZİSİ / VENEDİK
  21. İZMİR E GELDİM DEMEK İÇİN...
  22. İZMİR ENTERNASYONAL FUARI
  23. İZMİR İÇİN LEZZET DURAKLARI
  24. İtalya İçin Ayrıntılı Gezi Rehberi
  25. İtalya'nın serseri çocuğu; Napoli
  26. İzmir'in Meşhur Köyü; KOZBEYLİ - Yeni !!
  27. İÇMELER / MARMARİS
  28. ŞIK RESTORANLAR
  29. ŞİRİNCE


10 yorum:

  1. AMİNN iş yerinden okuduğum için resimleri göremedim ama canlandırması bile keyifli Allah mutluluğunuzu bozmasın sağlıklı nice gezmeleriniz olsun Armiş beyle ..(gözde)

    YanıtlayınSil
  2. Canım yine çok güzel bir yazı olmuş insan imreniyor :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah daha güzelleri, iyileri senin olsun canım

      Sil
  3. yazılarına bayıldım, bir an kendimi oralarda hissetim :9

    YanıtlayınSil
  4. Biz de Haziran 2015'de Naida Apartments'da kalmıştık. Oda fiyatına müstakil yerde kaldık. Odaya yerleşir yerleşmez Nadia kendileri için pişirdiği balığı getirdi, ertesi sabah annesi acıbadem kurabiyesi, bir sonraki sabah kek falan : )) Kesinlikle 10 numara yer, 10 numara misafirperverlik ve güleryüz. TR'ye gelince daha doğrusu İstanbul'a varınca "yine geldik suratsız insanların memleketine" diyoruz. Eşimin keşke 10 günlüğüne gelseydik dediği tek yer Midilli adası oldu.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Midilli gercekten keyifli bir yer hem damak tadi olarak hem de insani iliskiler olarak.
      Nadia ve annesi cok guleryuzlu sagolsunlar. Hatta biz bavullari toplarken yarim saat Armi ye baktilar. Hizmette sinir yok :)

      Sil
    2. Midilli gercekten keyifli bir yer hem damak tadi olarak hem de insani iliskiler olarak.
      Nadia ve annesi cok guleryuzlu sagolsunlar. Hatta biz bavullari toplarken yarim saat Armi ye baktilar. Hizmette sinir yok :)

      Sil

Pekiii sen bu konu ile ilgili ne düşünüyorsun? Yorumunu yaz ben Özlem e iletirim... :))

INSTAGRAM @yollardahayatvar