Navigation Menu

OSMANLI DEVLETİNDE KADIN


Osmanlıların ilk zamanlarında kadınlar sosyal hayatın içerisinde,     erkeklerle birlikte hareket edebiliyordu.    

Kurdukları kadın örgütleriyle toplumsal hayatın ayrılmaz parçasını oluşturmuşlardı.


Kadınların üretimde ve sosyal hayatta organize olmasını sağlayan “Ahiya-ı Rum” (Anadolu Ahileri)‘un kurucusu Ahi Evren’in eşi Fatma Bacı tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir.
Kendisine “ kadın ana” ,”kadıncık ana” diye hitap edilen Fatma Hatun sosyal hayatta kocası Ahi Evren kadar etkin bir kadın portresi çizmiştir. Ahilerle birlikte Kayseri’de dokumacılık yapan Bacılar, Moğol istilasına karşı erkeklerle birlikte direnmişler ve bizzat çatışmaların içerisinde yer almışlardır. Bir uç beyliği olarak kurulan Osmanlı’nın kuruluş ve gelişmesinde Ahi ve Bacıların büyük hizmetleri olmuştur.

Teokratik ve Monarşik Osmanlı yönetiminde hukuk kurallarının din ile yani şeriat ile sağlanmasıyla birlikte kadın, zamanla evine kapanıp sosyal ve ekonomik yaşamdan çekilmiştir. Osmanlı kadınının kamu hizmetine girme, eğitim yapma hakları olmadığı gibi, miras hakkı erkeğin yarısı kadardı. Davalarda iki kadının şahitliği bir erkeğin şahitliğine denk sayılıyordu. Kadının eş seçme hakkı yoktu ve çok eşliliğinin getirdiği sıkıntılara katlanmak zorundaydı.
Hukuk alanında getirilen bu kısıtlamaların yanı sıra kadınlar, sosyal yaşamda da çeşitli yasaklarla karşılaşıyordu. Çeşitli tarihlerde çıkartılan fermanlarla dükkânlara girmeleri (1603),erkeklerle sandala arabaya binmeleri (1610),mesire yerlerine gitmeleri ( 1787) yasaklanırken; sokağa haftada kaç gün çıkabilecekleri, kıyafetleri de yine fermanlarla düzenleniyordu.

Osmanlıda kadın deyince akla ilk olarak harem gelir. Harem girilmesi yasak olan yer manasındadır. Osmanlı sarayları haremlik ve selamlık olarak ikiye ayrılmıştır. Burada padişahın annesi, kız kardeşleri, eşleri, cariyeleri, çocukları yaşıyordu. Hareme orada yaşayan şehzadeler dışında hiçbir erkek adım atmazdı. Harem ağaları hariç tabii; zenci veya beyaz harem ağaları girebilirlerdi. Hareme alınan cariyelerin saray görgülerini öğrenmeleri, terbiye ve nezaket konusunda bilgi sahibi olmaları amacıyla eğitimlerine dikkat edilirdi. Harem de kadınlara okuma-yazma, Kuran-ı Kerim ve Türkçe öğrenmelerinin yanında nakış işlemek, dikiş dikmek, dantel işlemek, örgü örmek gibi meziyetler de kazandırılıyordu.

EMİNE SEVİNÇ


Kaynakça: Afet İnan, Tarih Boyunca Türk Kadınının Hak ve Görevleri
Abdurrahman Kurt, Tarihi Süreçte Türk Kadınları
Yılmaz Öztuna,Büyük Osmanlı Tarihi

0 yorum:

Pekiii sen bu konu ile ilgili ne düşünüyorsun? Yorumunu yaz ben Özlem e iletirim... :))

INSTAGRAM @yollardahayatvar