Navigation Menu

TAŞLICALI YAHYA BEY


            Osmanlı İmparatorluğu'nda özellikle Kanuni döneminde yaşamış;    divan edebiyatı şairidir, yaşadığı dönemde Fuzuli'den sonra gelen en büyük mesnevi şairi olarak tanınır. 



MUHTEŞEM YÜZYIL, TAŞLICALI YAHYA, MİHRİMAH, ŞAİR YAHYA, TAŞLICALI, RÜSTEM PAŞA, ŞEHZADE MUSTAFA MERSİYESİ, MERSİYE, ŞEHZADE MUSTAFA, YENİÇERİ

 (1488 - 1582)
Doğum tarihi tam olarak bilinmemektedir. 1488-1489 yıllarından birinde doğum yerinin Arnavutluk olduğu ve oranın önemli soylu ailelerinden biri olan 'Dukagin' sülalesine soyunun dayandığı sanılmaktadır. Küçük yaşta kendisi devşirme olarak Yeniçeri Ocağına asker olarak alınmış ve Osmanlı İmparatorluğu bünyesinde asker olarak yetiştirilmiştir.

Yavuz Sultan Selim döneminde Mısır ve Çaldıran Seferleri ile Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki pek çok savaşa da asker olarak katılmıştır. Gördüğü yardım, ilgi ve alaka bunun yanında askerlik alanındaki cesareti edindiği dostlar kadar kıskançlıklara ve düşman kazanmasına neden olmuştur.
Şehzade Mustafa'nın öldürülmesi neticesinde Kanuni'ye ve onun yakınlarındaki kişilere karşı yazdığı mersiye neticesi Damat Rüstem Paşa'nın emriyle yakalandığı ancak Kanuni 'nin şiire olan düşkünlüğü ve oğlunun öldürülmesi nedeniyle yaşadığı vicdan azabı nedeniyle sultan tarafından affedilerek ceza verilmediği iddia edilmektedir.

Şehzade Mustafa Mersiyesi'nin asker, yeniçeri ve halk arasında infiale neden olması Kanuni tarafından sadrazam Damat Rüstem Paşa'nın azledilme nedenlerinden biridir. Bununla birlikte bir süre sonra yerine gelen sadrazam Kara Ahmet Paşa'nın Kanuni tarafından öldürülmesi akabinde yeniden işbaşına gelen Rüstem Paşa şairin bütün malvarlığına el koymuş onun yaşamını maaşlı olarak sürdürmesine neden olmuştur.
Yazdığı çeşitli mersiyelerinden en ünlüsü 'Şehzade Mustafa Mersiyesi'dir
Şehzade Mustafa Mersiyesi
I. Bend
1. Meded meded bu cihanım yıkıldı bir yanı
Ecel celâlîleri aldı Mustafa Hânı
1. Meded, meded! Bu dünyanın bir tarafı yıkıldı. Çünkü ecel eşkıyaları Mustafa Han’ı yakaladılar ve boğdular.
2. Tohındı mihr-i cemâli bozuldı erkânı
Vebale koydılar âl ile Al-i Osmânı
2. Onun güneş gibi parlak yüzü battı ve düzen bozuldu. Osmanoğullarını hile ile günaha soktular.
3. Geçerler idi geçende o merd-i meydânı
Felek o canibe döndürdi şâh-ı devrânı
3. Padişahın yanında o yiğidin sözü geçtikçe onu çekiştirirlerdi. Nihayet devir padişahını felek, onların yönlendirmek istedikleri tarafa döndürdü. (Kanuni’nin çevresi tarafından yönlendirilişini kasdediyor)
4. Yalancımın kun bühtanı bugz-ı pinhânı
Akıtdı yaşumımı yakdı nâr-ı lıicrânı
4. Yalancının kuru iftirası ve gizli düşmanlığı gözümüzün yaşını akıttı, gönlümüzde ayrılık ateşi yaktı.
5. Cinayet etmedi cânî gibi anıın câm
Boguldı seyl-i belâya tagıldı erkânı
5. Zavallı şehzade caniler gibi bir cinayet işlememişken, belâ seline düşüp boğuldu. Bütün yanında bulunan yakınları darmadağın oldu.
6. N’olaydı görmeye idi bu macerayı gözüm
Yazuklar ana reva görmedi bu rayı gözüm
6. Keşke şu olayı gözüm görmemiş olsaydı. Doğrusu ya, şehzade hakkındaki hükmü doğru ve uygulanan cezayı adalete uygun görmedim.
II. Bend
1. Tonandı ağlar ile nurdan menâra dönüp
Güşâde hatır idi şevk ile nehâra dönüp
1. Şehzade beyaz bir elbise giymiş, bu haliyle nurdan bir minareye dönmüştü. Babasını göreceği için mutluluktan parlayan yüzü gündüzü andırıyordu.(Şehzade’nin Kanuni’nin huzuruna çıkışı anlatılıyor)
2. Göründi halka dıraht-ı şükûfezâra dönüp
Ütag u haymeleri karlu kûhsâra dönüp
2. Şehzade halka çiçek açmış bir ağaç gibi göründü, otağ ve çadırları da karlı dağlara benziyordu.
3. Tururdı şâh-ı cihan hiddet ile nâra dönüp
Yürürdi kulları yamnea lâle-zara dönüp
3. Cihan padişahı olan Kanunî Sultan Süleyman hiddetten ateşe dönmüştü, yanında yürüyen adamlar da bir lâle tarlasını andırıyordu.
4. Müzeyyen idi bedenlerle ak hisara dönüp
El öpmeğe yüridi mihr-i bî-karara dönüp
4. Padişahın çadırları bedenlerle süslenmiş, akhisara dönmüştü. Şehzade ise sevincinden güneş gibi yerinde duramaz bir hale gelmiş ve el öpmek. İçin otağa doğru yürümüştü. (Beden: gövde, hile duvarı ve büyük çadırların etrafına çekilen bezden perde manasına gelir. )
5. Tolandı gelmedi çünkim o mâh-pâre dönüp
Görenler ağladılar ebr-i nev-bahâra dönüp
5. Ay parçası gibi şehzade, babasının otağından dönüp gelmedi. Onun cenazesini görenler yağmur yağdıran bahar bulutu gibi ağladılar.
6- Bir ejdehâ-yı dü-serdür bu hayme-i dünyâ
Dehânına düşen olur hemîşe nâ-peydâ
6- Bu dünya çadırı, iki başlı bir ejderhadır. Onun ağzına düşen görünmez olur.

III. Bend
1. O bedr-i kâmil ol âşinâ-yı bahr-i ulum
Fenaya vardı telef etdi ara tâli-i şûm
1. Ayın on dördü gibi bilgili ve ilim denizinin tanışı olan o şehzade yok olup gitti. Uğursuz talih zavallıyı telef etti.
2. Dögündi kaldı hemân dâg-i hasret ile nücûm
Köyündi şâm-ı firakında doldı yâş ile Rûm
2. Gök yüzünde yıldızlar şehzadenin, hasret yarasıyla dövündü kaldı. Osmanlı ülkesi onun ayrılık gecesinde hasretle yandı tutuştu, ülkenin gözleri yaşlarla doldu.
3. Kara geyürdi Karamana gusse etdi hücum
O mâhı ince hayâl ile etdiler ma’dûm
3. Keder, hücum etti, Konya halkına karalar giydirdi. O ay yüzlü şehzadeyi, ince hesaplar, ustaca entrikalarla yok ettiler.
4. Tolandı gerdenine hâle gibi mâr-ı semûm
Kazâ-yı Hak ne ise razı oldı ol merhum
4. Zehirli bir yılan, yani cellâdın kemendi, şehzadenin boynuna hale gibi kuşandı. Rahmetli kaderi ne ise ona boyun eğdi.
5. Hatâsı gayr-ı muayyen günâhı nâ-ma’lûm
Zihî şehîd ü saîd ü zihî şeh-i mazlum
5. Hatası görülmemiş ve günahı bilinmez işken öldü- öldürülen şehzâde, ne mübarek ve manen ne mutlu bir şehîd ve ne derece zulme uğramış bir sultândır!
6. Yıkıldı yer yüzine aslına rücû etdi
Saadet ile hemân kurb-ı hazrete gitdi
6. Şehzâde yer yüzüne yığılıp kaldı ve aslı olan toprağa döndü. Mutlulukla Hazretin yakınlarına gitti.


Rüstem Paşa nın ölümünün ardından yazdığı mersiye
Divan şairleri hakkında, saraya yaranmak için ve saray için yazarlardı diyenlere, öyle olmadığını gösteren bir örnektir; Taşlıcalı Yahya. Eğmeden, bükmeden, fermanındaki sıfatları yedi satırı geçen Cihan padişahına yanlış yaptın, diyebilen bir adam Taşlıcalı Yahya. Daha sonra Rüstem Paşanın ölümünü görmüş ona da bir Mersiye yazmış. Mersiyeler bir üzüntü ve keder şiiridir. Bunun en güzel örneği de Kanuni’nin ölümü üzerine Baki’nin yazdığı mersiyedir.Yahya, Rüstem paşa için yazdığı mersiyede üzülmekten çok sanki sevinmiş gibidir.
N’ola ol gitdi ise bâkî kalan sag olsun
Yirde yatdukça babam oglı fülân sag olsun
Çok yaşasun bunı yazan okıyan sag olsun
Gülmez idi yüzi mahşerde dahi gülmeyesi
Çog iş itdi bize ol saglık ile olmayası
Rüstem için, öldüyse ne olmuş ki, geride kalanlar sağ olsun, bu dünyada yüzü gülmez idi, mahşerde de gülmesin diyerek, beddua etmektedir.

0 yorum:

Pekiii sen bu konu ile ilgili ne düşünüyorsun? Yorumunu yaz ben Özlem e iletirim... :))

INSTAGRAM @yollardahayatvar